Mine Kaya: Kadınların sektördeki artan rolü lojistiğin dönüşümüne katkı sağlıyor
23/03/2026 - 11:22:00
SGS TransitNet Genel Müdürü Mine Kaya, lojistik sektöründe sürdürülebilir rekabetin yalnızca hız ve maliyetle değil; kapsayıcılık, şeffaflık ve nitelikli insan kaynağıyla şekillendiğini belirtti. Kaya, kadınların sektörde daha fazla yer almasının yalnızca eşitlik değil, aynı zamanda inovasyon ve kurumsal dayanıklılık açısından önemli bir avantaj sağladığını vurguladı.
Kadınlar, belki yaşam koşullarından belki de yaratılıştan olsa gerek, sanki beyinleri farklı çalışıyor. Her şeyi, her detayı ile incelemek, olabilecek aksiliklere karşı önlem yaratmak, analiz etmek doğamızda var. Bu da iş hayatında önemli bir avantaj aslında. Özellikle lojistik ve taşımacılık sektöründe çalışan herkesin bu şekilde değerlendirme yapması, sektöre önemli katkılar ve yenilikler kazandıracaktır.
KADINLAR KENDİLERİNE GÜVENMELİ
Lojistikte üst düzey pozisyonlara yükselmek isteyen kadınlar için bugün en kritik eşikler neler? Özellikle operasyon, gümrük, transit ve saha süreçleri gibi teknik alanlarda kariyer yapmak isteyen kadınlara hangi yetkinlikleri geliştirmelerini önerirsiniz?
Öncelikle kadınların kendilerine güvenmeleri gerekir. Neler yapabileceklerinin ve hangi konularda güçlü olduklarının farkında olmaları büyük önem taşıyor. Bunun yanında duygusallıktan uzak, objektif bir bakış açısına sahip olmak da önemli bir gereklilik. Sektörün küresel yapısı nedeniyle yabancı dil bilgisi de son derece kritik. Ayrıca sürekli okumak, araştırmak, gelişmeleri takip etmek ve yeniliklerden haberdar olmak gerekiyor. Karşılaşılabilecek zorluklar için önceden bir B planı hazırlamak da önemli bir avantaj sağlayacaktır.
Sektörde hala erkek egemen bir yapıdan söz ediyoruz. Bu yapının dönüşmesi için sadece şirket politikaları yeterli mi, yoksa sektör genelinde bir zihniyet değişimi mi gerekiyor? STK’lar, üniversiteler ve kamu bu dönüşümde nasıl bir rol üstlenmeli?
Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için öncelikle zihniyetin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadın ve erkek ayrımı yapmadan, çalışanları başarıları ve profesyonellikleri üzerinden değerlendirmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Başarılı, verimli ve profesyonel çalışan kavramını benimsediğimizde zaten bu konuları konuşmamıza gerek kalmayacak. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere de önemli görevler düşüyor.
Lojistik artık sadece hız ve maliyet değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve şeffaflıkla da anılıyor. Sosyal sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık politikaları şirketlerin rekabet gücünü sizce nasıl etkiliyor? Kadın istihdamı bu stratejinin neresinde duruyor?
Lojistik sektörü uzun yıllar boyunca hız, kapasite ve maliyet optimizasyonu üzerinden rekabet etti. Ancak bugün rekabetin tanımı önemli ölçüde değişmiş durumda. Artık sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve şeffaflık yalnızca kurumsal sorumluluk başlıkları değil; aynı zamanda iş yapma biçimini ve şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik unsurlar haline geldi.
Özellikle Avrupa ile yoğun çalışan lojistik firmaları açısından bakıldığında ESG kriterleri, tedarik zinciri şeffaflığı ve sosyal sürdürülebilirlik politikaları artık müşteriler ve iş ortakları tarafından yakından takip ediliyor. Bu nedenle kapsayıcı ve sorumlu bir kurumsal yapı oluşturmak, şirketlerin yalnızca itibarını değil, aynı zamanda uluslararası iş birliklerini ve pazar erişimini de güçlendiriyor.
Sosyal sürdürülebilirliğin önemli ayaklarından biri de kadın istihdamının artırılmasıdır. Lojistik sektörü geleneksel olarak erkek egemen bir yapı olarak görülse de özellikle son yıllarda operasyon yönetimi, risk yönetimi, gümrük süreçleri, dijitalleşme ve stratejik planlama gibi alanlarda kadın profesyonellerin katkısının giderek arttığını görüyoruz. Bu çeşitlilik, kurumların karar alma süreçlerini zenginleştiriyor ve daha dengeli, daha kapsayıcı bir iş kültürü oluşturuyor.
Kadınların sektörde daha fazla yer alması yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda yetkinlik havuzunu genişleten ve şirketlerin inovasyon kapasitesini artıran önemli bir rekabet avantajıdır. Farklı bakış açıları, farklı problem çözme yöntemleri ve güçlü ekip dinamikleri, lojistik gibi karmaşık ve hızlı değişen bir sektörde kurumları daha dayanıklı hale getiriyor.
Dolayısıyla bugün sosyal sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık politikaları şirketler için bir “yan proje” değil; doğrudan kurumsal stratejinin ve rekabet gücünün bir parçası haline gelmiş durumda. Kadın istihdamı da bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
KADIN GİRİŞİMCİLER DEVLET TARAFINDAN DESTEKLENMELİ
Türkiye’nin transit ticaretteki rolü giderek güçleniyor. Bu büyüme ivmesinde kadın yöneticilerin ve girişimcilerin daha görünür olması için nasıl bir ekosistem oluşturulmalı? Özellikle genç kadın girişimcilere yönelik ne tür destek mekanizmalarına ihtiyaç var?
Avrupa Birliği tarafından uygulanan vize ve geçiş belgesi kısıtlamaları, Türk lojistik firmalarının yabancı rakipleriyle rekabetini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle Türkiye’de lojistik sektörünün maliyetlerini azaltacak güçlü devlet desteklerine ihtiyaç duyuluyor.
Öte yandan sektörde yer almak isteyen ancak çeşitli nedenlerle adım atmakta tereddüt eden kadın girişimciler de bulunuyor. Bu noktada şirket kuruluş süreçlerinden organizasyon yapılarına kadar farklı alanlarda teşvikler ve destek mekanizmaları oluşturulabilir.
Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlıyorsunuz? Karar alma süreçlerinizde sizi yönlendiren temel ilkeler neler? Özellikle kriz dönemlerinde liderlik yaklaşımınız nasıl şekilleniyor?
Ben her şeyden önce ani karar vermekten her zaman kaçınmışımdır. Bugüne kadar görev yaptığım kuruluşlarda belirli periyotlarda yöneticilerimle düzenli toplantılar yaparım ve gerek yeni projeler gerekse sorunlarla ilgili hepsinden görüş alırım. Bu bana birçok yönden bakma imkânı sağlamaktadır. Benim de gözümden bazı şeyler kaçabilir; benim görmediklerimi ve duymadıklarımı onlar görmüş ve duymuş olabilirler. Farklı fikir almak her zaman fayda sağlar.
Genel olarak beraber çalıştığım iş arkadaşlarıma karşı hoşgörülü ve anlayışlı olmaya çalışırım. Benim kapım her daim açıktır. Herkesi dinlerim. Disiplini severim ama karşımdakinin insan olduğunu da unutmam. Herkesin işini layıkıyla yapmasını da isterim.
Çalışanların cinsiyet ayrımı olmaksızın nitelikleriyle değerlendirilmesi ve takdir edilmesi dileğiyle, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
SGS TRANSITNET’TE TERFİ SÜRECİ TAMAMEN OBJEKTİF KRİTERLERE DAYANIYOR
SGS TransitNet Genel Müdürü Mine Kaya, şirket bünyesinde kadın çalışan sayısının son yıllarda önemli ölçüde arttığını ve bunun kendileri için büyük bir memnuniyet kaynağı olduğunu belirtti. Kaya, halihazırda pazarlamadan risk yönetimine ve operasyona kadar birçok farklı departman ve görevde çok sayıda kadın çalışanın yer aldığını ifade etti. Şirkette kariyer gelişiminin kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın belirlenen kriterlere dayandığını vurgulayan Kaya, “Kariyer haritamız doğrultusunda her çalışan gerekli kriterleri sağladığında terfi alabiliyor. Bu kapsamda yılda iki kez, her departmanda yapılan işle ilgili bilgi seviyesini ölçmek amacıyla sınav düzenliyoruz. Bunun yanında yine yılda iki kez tamamen online olarak performans değerlendirmesi gerçekleştiriyoruz” dedi. Her pozisyon için belirlenmiş minimum çalışma süresi bulunduğunu da aktaran Kaya, bu üç kriteri sağlayan adayların bir üst seviyenin gerektirdiği İngilizce sınavında da başarılı olmaları halinde terfi hakkı elde ettiğini belirtti. Kaya, bu yaklaşım sayesinde şirket içinde şeffaf ve ölçülebilir bir kariyer sistemi oluşturduklarını ifade etti.
